İstanbul’un Fethi’nin 567. Yıl Dönümü kutlu olsun.

İlk Gelen Kuvvet ve Şehir Haricindeki Kalelerin İşgali Daha muhasara başlamadan evvel Boğazkesen hisarının yapılmasından sonra Sultan Mehmed, İstanbul’u karadan askerî bir kordon altına aldırmış, şehirden dışarıya ve dışarıdan şehre kimseyi bırakmamaları hakkında kat’i emir vermişti; zaten imparator da dışarıdaki halkı şehre aldıktan sonra kapıları kapatmıştı; fakat denizle muvasala kesilmemişti. Rumlar bu deniz yoluyla sahildeki Türk köylerini basarak bir kısmını esir ve bir kısmını öldürüyorlardı. 1453 senesi Şubat ayında Sultan Mehmed dökülen topun İstanbul Önüne götürülmesini emretti. Top altmış manda ile çekiliyordu; topun kaymaması için iki tarafına ikişer yüz asker konmuştu; yolun bozuk kısmında ve köprü yapılacak yerlerde yolu düzletmek ve tahta köprü yapmak için önceden elli inşaat ustası ve iki yüz amele gönderilmişti. Nihayet top İstanbul’dan beş mil uzakta bir yere getirildi(1). Topun naklinden evvel on bin kişilik bir kuvvetle Karaca Paşa gönderilerek Misivri, Ahyolu ve Vize ve sair kaleleri aldı. Silivri taraflarındaki diğer bir kale harben alındı ve Silivri kalesi ise müdafaada sebat etti; Bigados teslim oldu. Sur önüne getirilen top Karaca Paşa’ya teslim edildi(2). Mart başından itibaren Sultan Mehmed eyalet ve sancaklara hükümler göndererek İstanbul aleyhine hareket edileceğini bildirip orduya iltihaklarını emretti. Muvazzaf ve gönüllü olarak gelen kuvvet orduya iltihak ediyordu. Mora’ya Akın Pâdişâh İstanbul muhasarası esnasında Mora’da imparatorun kardeşleri olan Mora despotları Tomas ile Dimitriyos taraflarından İstanbul’a yardım yapılması ihtimalini gözönüne alarak buraya Turahan ile oğulları Ahmed ve Ömer Beyleri memur ederek akınlar yaptırarak onlara göz açtırmadı, Sultan Mehmed’in İstanbul Üzerine Hareketi Padişah bütün hazırlığını tamamladıktan sonra 12 Rebiulevvel 857/23 Mart 1453‘de Edirne’den üzerine hareketi hareket etti(3). Keşan mevkiinde durarak Çanakkale boğazından geçecek olan Anadolu kuvvetlerini bekledi ve bu kuvvetleri de aldıktan sonra yürüyüşe devam ederek 1453 Nisanının beşinde İstanbul surları önüne geldi ve ertesi gün yani 6 Nisan / 26 Rebiulevvel cuma günü şehri muhasara etti(4). Haliç’teki Ayvansaray mevkiinden Hrisi Pili (Yaldızlı kapı)’ye kadar karadan bütün suru kuşattı. Bu muhasaranın evvelkilerinden farkı oldukça inkişaf eden Osmanlı donanmasının da muhasaraya iştirak etmesi idi. İstanbul’un Surları (5) Topkapı sarayı’nın bulunduğu mevkideki Lygos şehri milâttan evvel IX. yüzyılda tesis edilmiş ve yine milâttan evvel 660 senesinde burayı zabt eden Meğaralı Bizas şehre kendi adını vermiş ve Sarayburnu’ndaki ilk tesis olan Akropl’u ve şehri, sur ile çevirmiştir. Bu ilk sur, Ahırkapı feneri kuzeyinden başlayarak Ayasofya’nın bulunduğu mevkii içeride bıraktıktan sonra Yerebatan sarayının bulunduğu yerden. Demirkapı^ya ve sonra oradan da Sirkeci limanına (Pros phorion mevkiine) inmekte idi. Ligos şehri yedi burçlu olan bu surun içinde bulunuyordu; sahil de surlarla çevrilmişti. Daha sonra Roma imparatoru Septim Sever (193-211) burasını genişleterek ikinci bir sur yaptırdı; bu sur, Portaperema yani Balıkpazarı’ndan başlayarak Nur-i Osmaniye camii mevkii doğuda kalıp Hamzapaşa mescidi yerinden ve Sokullu Mehmed Paşa camii doğusundan geçerek doğuya dönüp Ayasofya’nın güneyinden geçer ve Bizans surlariyle birleşir. Bu ikinci surdan birbuçuk asır sonra Büyük Kostantin (306-333) Roma’yı sevmediğinden payitahtını Bizans’a, naklettirmek için faaliyete geçti (8 Kasım 324); ilk Ayasofya’yı ve diğer mâbedleri ve bazı binaları yaptırdı ve devlet merkezi olması sebebiyle şehir surların dışına taşmıştı; bunun için Kostantin kendi ismine mensup surları yaptırdı; bu yeni sur evvelkilere nazaran çok geniş sahayı içine aldı. Yeni sur Haliç’teki Ayakapısı’ndan başlayarak evvelâ batıya giderek Sultan Selim Sarnıcı’nın (Bonos sarnıcı) kuzeyinden geçerek, sonra güneye doğru dönüp Bayrampaşa deresi, Altımermer, Çukurbostan, Davudpaşa, Hekimoğlu camii’nin yanından geçerek Samatya kapısı yakınından Marmara’ya, iniyordu. Kostantin, evvelce yapılmış olan sahil surlarını da tamir ettirdikten başka bu surları kendi yaptırdığı surlara kadar da uzattı.

Hakkında mcanakci

Murat Çanakçi İstanbul Doğumluyum Aslen Trabzonluyum Bu site ile insanlara Doğru ,Yalansız ,İSLAM yolunda ilerleyen ve Allah ın yolundan Çıkmayan bir anlayışla bu yola girdik bütün sır perdelerini kaldırıyoruz Herşey yeniden nbaşlıyor Bu Yeni Dünya Düzenini nedir Herkes doğruları bilecek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir